AMERİKADA ALIŞ VERİŞ 4. BÖLÜMÜ- ROSS



Uzun zaman oluşuyor yazdıklarım arasında . Oysa buraya her gün yazmak geliyor içimden. Gurbet eldesin ve de her gün olmasa da illaki değişik bir şeyler öğreniyorsun, yaşıyorsun.
  Yazmam gerek, paylaşmam gerek ama bende tık yok.
Sebep söylesem kendim inanırım acaba okuyanlar inanır mı?
Ben hala dil öğreniyorum. Amerikayla ilgili bir çok bilgi edindik ama hala dili sökemedik. Yani söktüm ama bitiremedim. Türk milletiyiz tuttugumuz kolay kolay bırakmıyoruz sürekli söküyoruz..)))
Gerçi amerikalılara sorsanız onlarda daha sökememişlerdir. Çünkü söküldükçe toparlanması zor bir dil bu ingilizce.
Hani "İ love you"  sözünü AY LAV YU demekle, düşünmekle olmuyor. Sen onu sence düşünüyorsun gel yazma olunca harfler seni dinlemiyor. Okunması bir az iyi yazması oldukça zor dil İngilizce.
Neyse dil konusu çektikçe uzar bir de ben konuşuyorsam Allah vere akşama kadar uzar....)))

Alış veriş bitti mi?  Yok bitmedi. Buzdolabını doldurduk sıra geldi üstümüzü başımızı hafif düzenlemeye.Hafif düzenleme dedim çünkü burada iyice düzeltmek istersen yamulursun para konusunda, hani paramla güzel olsam bari yanmam harcarım ama o da yok. Senin zevkine göre senin giyeceğin doğru dürüst bir şey yok güzelim memlekette.
Pantolon beğendim geçen denesem diye kabine gittim, ayyy pantolon o kadar uzun ki kesip iki benim gibi birisine pantolon dikilir. Aratmıyorum inanın. Zannetmeyin ben o kadar küçük boyluyum, yok.
O kadar değilim canım.
Ama bu kadar uzun insanda yok ki anam bu memleket de.
Alsam kestirsem dedim bu sefer de terzi problem. 1 dolara alırsın, 10 dollara kestirirsin paçasını.


Kaliteli güzel etek arasan hani bir az müsait olabilecek uzunlukta yok..
Ayakkabı arasan hani seni taşıyabilecek güzellikte, ölcüde bir az zor....
Dügün var şık bir elbise giymem lazım hani müsait olanından eh yani .... ve sair.......

Buluyorsun da, idare ediyorsun. En düşük kalitesi olan mağazadan başlıyorum simdi bunun adı da  ....
ROSS..... dur.
Bunu okuyacak Amerikadakı arkadaşlar bana hak verecektir ki ROSS bizim bildiğimiz bit pazarıdır...
Aynen öyle... Bulabileceğin çok şey var, yok değil ama kalite bakımından, çeşit bakımından bir az kısıtlı..

Buraya ilk girdiğim zaman o kadar ilgimi çekmişti ki kap kaçak bölümünde bir cif ayakkabı görmek. Ayakkabı bölümünde su bardağı görmek. Yazdıklarım komik gelmesin. Bunlar gerçek.
Şöyle ki sadece Ross mağazasının kuralı değil tüm mağazalarda bunun şahidi olabilirsiniz.  Farklı reyonda farklı ürün görebilmek burda çokta ilginç gelmiyor.
Şöyle ki :  Diyelim  ki  ayakkabı aldın. koydun sepete gittin tabakların bölümüne. Orada beğendiğin tabağı gördün, sonra baktın paran yetmeyecek ayakkabıdan vazgeçiyorsun ve sepetten alıp orada bulduğun her hangi bir tavanın içine koyuyorsun . Ve ya diğer yerlere fark etmez.
Yemek bölümünde bir pijama takımı, elbise bölümünde bir bağ marul bulmak mümkün burada.
 Resimde kolayca görebilirsiniz çocuk oyuncağı tencerelerin yanında. Sanmayın ben getirdim koydum tevafuk gezerken gördüm ve her zaman yanımda gezdirdiğim, ayrılmaz 4 lünün 3 cüsü olan makinemle sizin için resimledim.




Evet burda insan hakları çok gelişmiş. Müşteri veli nimettir sözünü en güzel uygulayan devlet burası.
En çok hoşuma giden kimse senin yanında dolaşmıyor ve " Neye bakmıştınız yardımcı olayım!" sözüyle seni bıktırmıyor...))))

42 beden aradığın halde kimse sana 48 beden elbiseyi satmaya uğraşmıyor. İşin iyi olan tarafı mağazalarda terzi yok uzun olanı kısaltsın, kısa olanı bir şekilde uzatsın. ( yukarıda anlattığım gibi)
Bak bunu sevmedim. Zaten alıp yaptıracak olsan yüzü astarında bahalı olacağı için iyisi üzerine tam olacak elbiseyi almak. Yoksa benim gibi memlekete giderken bir valiz sadece terzilik elbise götürmek zorunda kalırsınız.

Aslında  Ross`un, yani bizim bit pazarının iyi yanı da var. Aldığın malı istediğin zaman geri verebiliyorsun. Gerçi bu kural hepsinde geçerli ama Ross`da daha çok geçerli. Aldığın her hangi bir şeyi 4 ay sonra ( ross`da bu süre 1 seneden de çok bize göre) kullanmadığın halde ve ya hafif kullanılmış olarak geri verebilirsiniz.  Geri alıyorlar ve sana mağazada kullanabileceğin kart veriyorlar.
Bu kartla yeniden orda alış veriş yapabilirsin.
Ross`u seviyorum ve buraya geldiğim zamandan bu yana elbiselerimin ve mutfak eşyalarımın bir çoğunu buradan aldım.
Yani her kese tavsiye ederim.

Sakın unutmayın aldığınız ürünün fişini kaybetmeyin, benim gibi arkasına da ne aldığınızı yazın. Sonra beğenmezsiniz filan geri vermek kolay olsun.
Ürünün üzerinden etiketi de çıkarmayın. Mümkün olan mertebe elbisenin de üzerinde çıkarmayın...)))
İdare edin sırtında etiketle dolaşmak o kadar kolay değil iyi bilirim..)))

Şimdilik bu kadar iyi alış verişler.

Category: 1 yorum

Texsas Austinde Vahşi Yangın !




Uzun zaman sonra böyle bir post eklemek istemezdim ama
Olacakla, ölecek bilinmiyor maalesef. Bu anılar bir hatıra kalsın istedim.

Yıl 2011 Eylülün 7 si. Texsas1ın Austin şehri 4 gündür bir türlü kontrol altına alınamayan Vahşi yangınla karşı karşıya.  Önce Amin diyorum ve " Allahım bizi ve tümü Austinlileri bu ateşten koru.  Ateşin sahibi Rabbim sen dur de bu ateşe " dua ederek yine de Amin diyorum.
Buraya ilk geldiğimiz yılda yani 2009 da 68 gün, 1974 yılında da 70 gün süren sıcaklık bu sene rekor kırarak tam 80 günü aştı ve aynı zamanda büyük felaketi de yanı sıra getirdi.
Olabildiğince sıcak, nemli. boğucu havanın ardından şimdi de bir türlü durmaya yangın söz konusu bu şehirde.
Yeşiliğile, ormanlarıyla neredeyse Texsasın Austin şehrine nazar deydi. Çok büyük ormanlık arazi ve 700 den çok ev yandı. İnsanlar okullara. kiliselere sığınmak zorunda kaldı.
Şu anda bu satırları yazarken camdan etrafa bakıyorum ve tüm şehri kaplamış yangın dumanı var ve bu durumun ne kadar süreceği belli değil. İnşallah bir an önce ateş söndürülür ve güzellim Austin`e Rabbim geçen senedeki gibi sağınak sağınak rahmetini yağdırır.
O kocaman yangın bizim olduğumuz bölgeye çok da uzak değildi. Kolaylıkla gökyüzünü kaplayan beyaz ve siyah dumanı görmek mümkündü. Aynı gün bizim evin arka tarafında eski komşu kızlarla çay termosunu alıp bahçesinde oturup muhabbet ettiğimiz kilisenin bahçesinde yangın vardı . Evimizin balkonundan kolayca gözüken yangın bizi de yeteri kadar korkuttu. Çünkü hava hem rüzgarlı, hemde havada nem yoktu. 80 günlük  susuz toprak , kupkuru ağaçlar ve üstelik yangın olunca valize neler sığdırabiliriz düşüncesini getirdi.
Kızımın ilk aklına gelen kendi oyuncakları, odasında en önemli şeyler( onun için her şey önemliydi zaten yatak hariç) ve en çok sevdiği Sam -Sam isimli solucan oyuncaktı. Eşimin aklına gelen sadece dokümanlardı; pasaportlar. önemli evraklar. Benimse aklıma ilk gelenler  kitaplarım, fotoğraf makinem, hafıza kartlarım, bilgisayarım, çantalarım, ilk kendi elbiselerim. sonra evdekilerin elbiseleri.
 Sonra da Allahım çok şükür dedim demek ki  dünya malına çok düşkünlüğüm yok, geride benim için önemli olan hiç bir şey yok. Allah korusun yansa  üzülürüm tabi ki, çünkü onlara çok para harcadık, ev kurduk. şimdi yeniden bir evi kurmak kolay olmaz diye düşünüyorsun, ama hani elden gitse de "Veren O, Alan O, yeniden verecek olan O" diye biliyoruz çok şükür..
Asıl önemli olanda o.
Televizyondan izlediğimiz kadarıyla 700 den çok ev yandı.  Çok zorluklarla düzün kurmuşlardı. Nasıl  da üzgünlerdi...
 Yangın gelmeden önce evini boşaltırken yanına sadece arabasına sığacak kadar eşya alabilmiş.  Yangın söndürüldükten sonra evine geri dönmüş ve hala belki bir şey kalmıştır diye evinin etrafında geziniyor, eski anılarını hatırlıyor ve ağlıyorlardı.
Dileyim en kısa zamanda her şey yolan koyulur ve üzülen çehrelere gülücük konar.


Bir kaç günden bu yana sıcak hava durumuyla ilgili  makineme kaydettiğim bir kaç resim var. Onları hatıra olsun diye buraya koymak istedim. Bu resimlerde havanın ne kadar sıcak olduğunu ve sonucunu kolaylıkla görebiliriz.
Şu anda devam eden yangından bazı resimler var onları da internet sayfalarında aldım.

 Daha 10 gün önce 27/8/2011 hava sıcaklığı 108 F yani  42.2 Derece. (Buradan bakabilirsiniz)  
İkindi vakti saat 6:11.
Resmi arabayı kullanırken çekmişti. Bu resmi ilk önce eşimin sonra da annemin görmemesi  gerek. Çünkü  araba kullanıyorum, hızım saatte 110 ve ben resim çekiyorum. Eşim bir güzel fırçalar, annem bir sürü nasihatlarda bulunur. eskiden bildiği kaza olaylarını sayar. Haksız değiller tabi ki, ama benimde resim konusunda hassas olduğumu bilmeleri gerek. 
Aslında Allah korusun son sözüm" AAAA sıcaklığa bak ne kadar yüksek" ola da bilir. Bunu göz ardı etmemek gerek. Hani arkamdan " Ah ah  rahmetli sıcaklığın resmini çekerken kaza yaptı öldü" diye aglayıp sızlanmamaları için dikkatli olmak gerek.
 





Ertesi gün  28/8/2011 öğlen saat 3:18 sıcaklık  113 F, yani 45.0 Derece + Çok yüksek Nem.





Aynı günü ikindi saatine dogru saat  5:45 de sıcaklık 118 F yani 47.8  Derece Ausve + Nem . Gerisini siz düşünün.






Ve çok sıcak günlerin sonucu Texsasın başkenti  Austin alevler içinde. 9/4/2011.
Bu resimler internet sayfasından alıntıdır. (  Başka resimlere Burdan bakabilirsiniz) 



















Yanmış ev ve  evin üzgün sahipleri






Bu da bizim evin arkasındaki, arkadaşlarla bahçesinde çay içtiğimiz kiliseni  etrafı. Tarih 4/9/2011













En son olarak bu gün sabah saat 7:30 . Austine günaydın diye seslenen dumanlı bir Güneş.












Öğlen saati  tüm şehri ateşlerden yükselen duman kaplamış durumda. 






Category: 0 yorum